Profil de vahit^^°°^^VAHIT ÖGRETMEN^^°°...PhotosBlogListes Outils Aide

VAHIT Image Hosted by ImageShack.usVAHIT

ZIYARETCI DEFTERIME YAZMAK ICIN TIKLAZIYARETCI DEFTERIME YAZARSANIZ SEVINIRIM

Image Hosted by ImageShack.us
Photo 1 sur 27
2 novembre

BENIM YENI SAYFAM HOSGELINIZ

YORUMLARINIZI BEKLIYORUM

http://www.blogcu.com/vahitogretmen/

21 octobre

BAYRAMLARIMIZ

Image Hosted by ImageShack.us

Ramazan Bayramı, İslam dinine göre Hicri Kamer yılının dokuzuncu ayı olan Ramazan ayının ardından onuncu ay olan Şevval ayının ilk üç günü boyunca kutlanan dini bir bayramdır. Arapçadaki adı 'îd el-fitr (Arapça: عيد الفطر) Fitr kelimesi arapçada kahvaltı anlamına gelir ve ramazanın bitimi ile birlikte yapılan ilk kahvaltıyı ifade eder. Türkiye'de bu bayramda çocuklara şeker hediye edilmesinin gelenek haline gelmiş olmasına istinaden Şeker Bayramı da denmeye başlanmıştır. Malezya ve Singapur'da Hari Raya Aidil Fitri, Endonezya'da Idul Fitri veya Lebaran, Bangladeş'te ise Shemai Eid olarak da anılır. Ramazan bayramı, Ramazan ayı boyunca tutulması farz kılınan orucun da sonunu ifade eder. Ramazan ayı biterken, oruç da biter ve Ramazan bayramının ilk günü olan Şevval ayının birinci gününde oruç tutulmaz. Ramazan bayramının bu ilk gününde camilerde bayram namazı kılınır, namazdan sonra ise hutbe okunur. Bunların ardından bayrama dair etkinlikler başlar; aile ve arkadaş ziyaretleri, çeşitli eğlenceler gibi. Ayrıca Ramazan Bayramı boyunca Müslümanlar birbirlerinin Bayramını kutlarlar; gerek ziyaretlerde gerekse haberleşme teknolojilerini kullanarak. Dünya çapında en yaygın kullanılan kutlama ifadesi Îd mubarek`tir. Bu ifadenin Türkiye'de sıklıkla kullanılan Türkçe karşılığı Bayramınız mübarek olsundur. Güneydoğu Asya'da ise Selamat Hari Raya ve Selamat Idul Fitri yaygın kutlama cümlelerindendir. Türkiye'de Ramazan [değiştir] Ramazan ayı ve bayramının İslam ve Türk kültüründe önemli bir yeri vardır. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelindeki büyük camilerin minareleri arasına mahya denilen ışıklı süsler asılır. Ramazan ayının ilk günlerinde genelde "Hoşgeldin ya Şehri Ramazan" benzeri mesajlar gösteren bu süsler, Ramazan ayı boyunca her gece farklı bir mesaj göstermesi için değiştirilir. Ramazan bayramından birkaç gün önce mahyalarda genellikle "Elveda" benzeri uğurlama mesajlarına yer verilir. Türkiye'de Ramazan ayı ve bayramı ile özdeşleşen bir başka kültürel öğe de gölge oyunudur. "Hacıvat ve Karagöz" ile gölge oyunu Türk kültürünün önemli bir parçasını oluşturur. Eski zamanlarda, gölge oyunu ramazan gecelerinde insanların en büyük eğlencesini oluşturmaktaydı. Aileler iftardan sonra toplanıp gölge oyunu izlemeye giderlerdi. Her ne kadar bugün bu gelenek pek revaçta olmasa da, hala Ramazan ayı ve bayramı ile özdeşleşmişliğini korumaktadır. Ramazan'a ilişkin her türlü etkinlik ve çalışmada, gölge oyunu ve karakterleri en baş figürler olarak yer almaktadır. Ramazan bayramı ailelerin bir araya gelip beraberce eğlendiği, etik anlamda ailenin önemini vurgulayan bir bayramdır. Herkes çok özenli giyinir. Çocuklar bayramlıklarını giyerler. Ramazan bayramında ailelerin genç bireyleri daha yaşlı olan bireyleri ziyaret eder. Büyüklerin elleri öpülür. El öpen çocuklara büyükleri harçlık verir. Tatlılar, şekerler, çikolatalar ikram edilir. Baklava en çok sevilen ve ikram edilen tatlılardandır. Ayrıca küs olanların bayram sebebiyle barışması da bir gelenektir. Ramazan bayramı boyunca (3 gün) nüfusunun çoğunluğu müslüman olan ülkelerde genellikle resmi tatil ilan edilir. "http://tr.wikipedia.org/wiki/Ramazan_Bayram%C4%B1"'dan alındı

25 mai

TÜRKIYE TANITIM

         Image Hosted by ImageShack.us 

 

TIKLA TÜRKIYE TANITIM FILMI

http://www.goldenhorn-rotary.com/ercu/ERCU_FLASH_tur.html

 

 

 

                          

                               Image Hosted by ImageShack.us

 

 

 KIM BU CENNET VATANIN

UGRUNA OLMAZ KI    FEDA!                 

18 mai

19 MAYIS GENCLIK ve SPOR BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

VAHIT

 

 

VAHIT

 VAHIT

 

VAHIT

˜˜˜˜˜____________________ATATÜRK________________

ANTİ EMPERYALİSTİ

……………TÜRK MİLLETİ İÇİN

……………………………………GEREKİRSE CANINI VERMEYE ………………………………………………………………………………..ANT İÇTİ ……………………………………………………………………..VE BUNU ………………………………………………..BÜTÜN DÜNYAYA

 …………………………………..GÖSTERDİ

……………...19 MAYIS 1919’ u

O İCAT ETTİ…………..

 

19 Mayıs'ı kutluyor bizim oğlan

Kahvede okeye dönüp arkadaşlarıyla

Akşamında da meyhanede

Dilinde Gençlik Marşı'yla...

Hep böyle kutlamalarla geçiriyor günlerini

Yürü be koçum Kim tutar senin gibi genci...

VAHIT

iMZA ATMADIM AMA PARMAK BASSAM DA OLUR GALIBA....

DENIZ FENERI

vahit

 

 Sen, Deniz Feneri

Hüzünlü bir kış günü başladı yolculuğun

Çocukluğun yıkık kentlerde

Ve kesme kaya caddeli ahşap evlerde geçti.

Okuma yazmayı öğrendiğin

Gazetelerdeki terör sayfaları

Ve Haliç tersanelerinde korsanlar

Evden çıkarken vedalaşırdı babalarla evlatlar...

Her sokağın başında anaların isyanı dururdu

Ve günler kısa ama geceler uzun olurdu.

Bir kurşun bir liraya

Ve bir hayat bir kurşuna mal olur,

Senin doğduğun yerlerde

İnsanlar can evinden vurulurdu.

Sen Deniz Feneri Sarayburnu'nun dimdik delikanlısı

Yavuz zırhlısında deniz piyade eri

Yetmişikiye dört çakı gibi asker

Arkadaşının kaza kurşunu izini sırtında taşıyan

Ve giderken bıraktığı sevdiğini döndüğünde bulamayan...

Yıkar mı bizi bu sevda! Bir aşk delikanlıyı bozar mı be adam?

Hadi kalk! Eski günlerde olduğu gibi Karanlığa yine ışık yak!

Arka bahçedeki mahalle kavgalarında

Kaşına sapan taşı geldiği günden beri

Hani kanına kanımı sürdüğüm o günden beri

Can dostum ve kan dostum

İster kalbine gömdüğün sevdamın aşkına

İster Allah'ın aşkına Kalk bir ışık yak ve bir kor düşür yüreğimize

Savaşmak ne güzel bir şey uğruna Ve yeniden âşık olmak...

Ve Sen Deniz Feneri

Sarayburnu'nun dürüst delikanlısı

Kalbine gömdüğün aşkın

Gönlündeki sevdan ve aydınlık gözlerinle

Senin işin karanlığa korkuturcasına bakmaktı

Ve sana en yakışmayan şey ağlamaktı.

Deniz Feneri Unutmadık o günleri

Sevdamız yüreğimizde gizli kalır

Ve mahallenin kızına âşık olmak

Ayıp sayılırdı

Bir kıza âşık olmak bir de parkayı çıkarmak haramdı

Ve dünya dedikleri şey yalandı...

Paranın geçmediği günler vardı gençliğimizde

Ve namerdin yıkamadığı mertliğimiz

Silah çekmek ve tesbih sallamak değildi delikanlılık

Tesbihi çekmek, silahı saklamaktı Yazık...

Gün geldi delikanlılık kabadayılığa yenildi

Sonra üç kuruşa satılan sevdalar ve ucuz aşklar

Artık senin işin değildi...

Sen Deniz Feneri Sarayburnu'nun dik ve yitik delikanlısı

Ne geçmişten yükselen ağıtlar anlıyor seni

Ne de geleceğe satılan aşklar

Sen doğarken bir ölüm şaşkınlığıyla

Gökyüzüne uzanmış düşmanlık türküleri

Suçüstü yakalanırken en güzel umutların

Gözlerini bir ihanet anında açmışlığın

Ve yakmışlığın gecenin karanlığına en derin aydınlığını

Hey Deniz Feneri!

Parayla satın alınamayacak aşkların sevdalısı

Çektiğin çileleri özenle saklıyorsun seyir defterinde

Sarayburnu'nun dimdik ve yakışıklı delikanlısı...

Gidiyorsun belki Deniz Feneri Sana "kal" diyemem giderken

Sevmek kadar ölmek de kader

Ama giderken bile ışığın yol göstersin kayıp gemilere

Gözlerin gökyüzünü aydınlığa bürüsün

Ve sen ölsen bile bir gün

Nâmın yürüsün

Ve sen ölsen bile bir gün Nâmın yürüsün...

Uğur Arslan

 

16 mai

INANIYORUM

vahit

vahit

"Ben en özel en güzel eşyalarımı kendim için hiç bekletmeden kullanırım. Siz de öyle yapın. Çünkü sevdiğinizi söyleyeceğiniz kimse olamayabilir." Hani gardırobunuzda küflenen o en sevdiğiniz elbiseniz var ya; o "çok özel gün" için beklettiğiniz, giymelere kıyamadığınız o alımlı tuvalet, o cakalı takım, o göz alıcı kazak... Bugün giyin onu!.. Beklediğiniz "o özel gün" hiç gelmeyebilir çünkü... Değerli misafirlere sakladığınız çay takımlarınızı çıkarın dolaptan; en yakınlarınızla için çayınızı; kimseniz yoksa kendiniz çıkarın, şık bir takımdan çay yudumlamanın doyumsuz keyfini... Haydi, açın nicedir kapalı duran misafir odanızın kapısını... Yıpranır diye korktuğunuz koltuklara serilin gönlünüzce... Çalın, çalmak için önemli bir konuk beklediğiniz eski plakları bu gece... Açmaya vesile beklerken salondaki büfede yıllandırdığınız şarabı geciktirmeden açın ve kana kana için... Sakladığınıza değecek biri hiç gelmeyebilir; sizden değerlisi bulunmayabilir. Çimlerle buluşmak için düzgün havayı, kırda öpüşmek için doğru sevdalıyı beklemeyin... Hep ertelediğiniz pikniğin günü bugün... "Haftaya giderim" dediklerinizi ziyarete gidin acilen... Haftaya orada olmayabilirler." Babanızın elini öpecekseniz, oğlunuzu lunaparka götürecekseniz, aşkınızı ilan edecekseniz; şimdi yapın! Ve söylemek için "özel bir an" beklediğiniz o sihirli sözcükleri hemen söyleyin sevdiğinize... ne olur... Söylemeye niyetlendiğinizde, çok geç olabilir. Daha kaç Mayıs olacak ki hayatınızda... Yaşamı ertelemeyin!... Beklediğiniz "o gün"; işte bugün...

               Image Hosted by ImageShack.us
15 mai

HUZUR-HIKAYE

VAHIT

Image Hosted by ImageShack.us

 

    Soğuk bir kış gecesinde eve dönerken, sarhoşa benzeyen bir adam gördüm. Bir sağa bir sola yalpalıyordu. Ve yanındaki direğe sarılmıştı. Bir vitrine bakıyormuş gibi yaparak göz ucuyla onu seyrettim. Otuz yaşın üstünde olmalıydı. Kendisine biraz daha sokuldum. Üstü başı son derece temizdi. Yanındn geçen bazı kişiler, yüksek sesle konuşarak içki içmenin kötülüğünden bahsediyor, bazıları da alay edip gülüyorlardı. Yavaşça yanına gidip:

- İyi misiniz? diye sordum. Bir ihtiyacınız var mı?

Dudaklarından, iniltiye benzeyen tek bir kelime çıktı:

- Hastayım!.. Düşmemesi için, bir kolumu beline dolayarak taksi beklemeye koyuldum. Akşam vakitlerinde kesilen kar yağışı tekrar başlamış ve yavaş yavaş buzlanmaya başlayan yollarda, birbiriyle yarışan sokak köpeklerinin dışında bir hayat emaresi kalmamıştı. Araba bulmaktan ümidimi kestiğim sırada, yanımda bir taksi duruverdi. Şoföre durumu anlatarak acele etmemiz gerektiğini söyledim. Hastamızı arka koltuğa yatırarak hastaneye götürdük ve verilen serum tamamlanana kadar başucunda bekledik. Nöbetçi doktor, hastayı en azından donmaktan kurtardığımızı ifade ediyor, genç adam ise, henüz konuşamadığı için, bize bakıp gülümsemekle yetiniyordu. Şoför de yanımdaydı... Hastamız bir süre sonra kendine geldi. Onu tekrar arabaya bindirip evine götürdük. Hastamızın eşi, onun sık sık şeker komasına girdiğini bildiğinden müthiş bir paniğe kapılmış ve oğlunu da alarak sokağa fırlamıştı. Bizi görünce koşarak yanımıza geldiler ve büyük bir sevinç içinde kucaklaştılar. Saatlerce süren yorgunluğumuzdan eser bile kalmamış, bize nasıl teşekkür edeceğini şaşıran o ailenin mutluluğu karşısında gözlerimiz dolmuştu. Ellerimize sarılarak bizi uğurladıklarında, şoföre borcumu sordum.

Başını sallayarak: - Borçlu değil, alacaklısın dostum!.. dedi. Çünkü böyle bir iyiliğe beni de ortak ettin. Ama belki de yirmi yıldır ağlamayı unutan bir adama bu güzel duyguyu hatırlattığın için, alacaklı duruma düştün. O mert adamla kucaklaşıp ayrılırken, gecenin ayazını hissetmiyor ve evime yürüyerek dönmek istiyordum. Kim bilir? Belki de yolumun üzerinde, yardımımı bekleyen bir insan daha bulabilirdim.

12 mai

ANNELER

vahit

Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?

Sanki karnında fazla yaramazlık mı ettim?

Senden istemiyordum ne tacı ne sarayı Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim.

Bir kere doğurdunsa sonra niçin büyüttün?

Kundakta beşikte de bir zahmetim mi vardı?

Koynundan niçin attın yavrunu bütün bütün.

Bilmiyor muydun ki o yalnızlıktan korkardı?

Sütünden tatlı mıdır anne sanki bu hayat?

Bana sorsana anne yaşamak bir hüner mi?

El aç yalvar gündüze geceye boyun uzat

Bu uğurda bir ömür çürütmeye değer mi?

Karnında yaşıyordum kafiydi saadetim

Anne istemiyordum ne tacı ne sarayı

Anne karnında fazla yaramazlık mı ettim?

Anne sana kim dedi yavrunu doğurmayı?

Cahit Sıtkı Tarancı

4 mai

ATA SÖZLERI

Image Hosted by ImageShack.us

       

- Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur.

- Ah alan onmaz, ah yerde kalmaz.

- Ak köpeğe koyun diye sarılma.

- Akıl yiğide sermayedir.

- Al malın iyisini çekme kaygısını.

- Almak kolay ödemek zordur.

- Altın kılıç demir kapıyı açar.

- Alçak tavuk kendini ferik gösterir.

- Arap eli öpmeyenen dudak kara olmaz.

- At ölür meydan kalır,yiğit ölür şan kalır.

- Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

- Attan düşen ölmez, eşekten düşen ölür.

- Az kazanan çok kazanır,çok kazanan hiç kazanır.

- Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.

- Ağlayanın malı gülene hayır gelmez.

- Ağustosta beynin kaynasın, kışın da tencere kaynasın.

- Ağır baş iyidir, yenlik olsa uçar.

- Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz.

- Bahar çiçeğiyle güzeldir. - Bal yiyen baldan bıkar.

- Bebeler birbirinden huy kapar, ayranlarına su katar.

- Besle kargayı oysun gözünü.

- Bin atın varsa bin dinlen, bir atın varsa in dinlen.

- Bir bütün bir yarımdan iyidir.

- Bu dünya iki kapılı handır, gelen bilmez geden bilmez.

- Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer.

- Çocuk evin meyvesidir.

- Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.

- Darlıkta dirlik olmaz.

- Dağ dumansız insan hatasız olmaz.

- Deniz yoğurt olmuş da yemeye kaşık bulunmamış.

- Dert saklayanda kalır. - Devden büyük dert var.

- Dişi kuş yapar yuvayı, içini dışını sıvayı sıvayı.

- Dost kazandost; düşman anadan da doğar.

- Düşmanı karıncaysa, sen fil olur.

- Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez.

- Fırsat eldeyken sürün devranı.

- Gelin bindi deveye gör kısmeti nereye.

- Geniş günün de dar gezen, dar günün de geniş gezer.

- Gittiğin yer kör ise, yözünü yum da bak.

- Göz görmeyince gönül katlanır.

- Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.

- Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.

- Herşey incelikten insan kabalıktan kırılır.

- Hocanın dediğini tut, yoluna gitme.

- Hıdırellez yaz kapısı, yedi gün sürer tipisi.

- Kavakta nar olmaz, kötülerde ar olmaz.

- Kimi bağ bozar, kimi bostan bozar.

- Minnetle gül koklama, dikeni sancar seni.

- Mum dibine karanlık.

- Sen işlersen mal işler, insan böyle genişler.

- Tasa doyurur, acı acıktırır.

- Üzerine laf düşmedikçe konuşma.

- Vakitsiz açılan gül çabuk solar.

- Yardımcının yardımcısı olur.

- Yağmurlu gün tavuk su içmez.

- Zahmeriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.

        Image Hosted by ImageShack.us

1 mai

ÖZLÜ SÖZLER

vahit

"Caresiz kaldiginizda bilin ki tek care yine kendinizsiniz...!"

"Ilerlediginiz yolda hic bir zorlukla karsilasmiyorsaniz,bilinki o yol asla sizi dogruya ulastirmaz...!"

"Ayakta olmek diz ustu yasamaktan daha cok onur vericidir...!"

"Akilli olanlar sebepler konusunda tartisirlar.Ama nihai karari sonucta surekli aptallar verir...!"

"Kelimelerin gucunu bilmiyorsan insanlarin kuvvetini asla tahmin bile edemezsin...!"

"Hayatta en aci sey ;Insanoglunun yasam surecindeki kacirmis oldugu firsatlardir...!

" "Kucuk seylere gereginden cok onem verenler , elinden buyuk is gelmeyenlerdir"

"Hepimiz hayatin kisaligindan söz ederiz de, bos geçen zamanimizi nasil kullanacagimizi bilmeyiz"

"Böcek olmayi kabullenenler, ezilince sikayet etmemelidirler."

"Askin ilk solugu mantigin son solugudur."

"Düsünceniz ne ise yasaminizda odur, yasaminizin gidisini degistirmek istiyorsaniz düsüncelerinizi degistiriniz."

"Yasamimizda isledigimiz hatalarin cogu dusunmemiz gereken yerde hissetmekten,hissetmemiz gereken yerde dusunmekten ileri gelmektedir."

"Eger çok kisa bir süre sonra öleceginizi biliyorsaniz ve tek bir telefon konusmasi yapmaya zamaniniz varsa, kimi arar ve ona neler söylerdiniz? Öyleyse neyi bekliyorsunuz ?" "Konusmak ihtiyac olabilir, ama susmak bir sanattir..."

"Yerinde söz söylemesini bilen, özür dilemek zorunda kalmaz..."

"Karanliklara sitem edecegimize hepimiz bir mum yaksak, karanliklar aydinliga donerdi.." "Gomlegin ilk dugmesi yanlis iliklenince digerleri de yanlis gider. "

"Yarin bambaska bir insan olacagim diyorsun. Niye bugunden baslamiyorsun? "

"Felaketin bir iyiligi varsa oda hakiki dostlarimizi tanitmasidir..!"

"Eger bir yerde küçük insanlarin büyük gölgeleri olusuyorsa orada günes batiyor demektir" "Geçmise dönük keskelerle yasamaktansa, gelecege dönük belkilerle yasamayi tercih ederim."

"Nefsini sabretmeye alistirabildiysen ona zaferlerini müjdele..."

"Gerçek ilerleme ilerici olmaktan degil, ilerliyor olmaktan meydana gelir? "

"Insanlar sizden elestiri isterler; ama duymak istedikleri övgüdür." "Akil susunca düsünce durur, düsünce durunca, hareket durur, hareketsizlik, çürümenin esigidir."

"Hayati seviyorsaniz, zamaninizi bosa geçirmeyin. Çünkü zaman hayatin ta kendisidir."

"Her zaman dogruyu söyle; ne dedigini hatirlamak zorunda kalmazsin."

"Bugün halledemedigimiz bir sorunun nedeni, dün onu dogru yapmak için zaman ayirmamis olmamizdir." "Yasam geriye bakarak anlasilir, ileriye bakarak yasanir."

"Yetenek denen armagan, ihtiras, yani basari arzusu ile birlestiginde öyle bir yogunluk kazanir ki, dünyada hiçbir güç onu durduramaz."

"Dostu da severim düsmani da. Çünki dost gücümü, düsman ise ödevimi gösterir."

28 avril

AKINCILAR-YAHYA KEMAL BEYATLI

vahit

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı:

İlerle! Bir yaz günü geçtik

Tuna'dan kaafilelerle...

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan.

Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

Bir gün dolu dizgin boşanan atlarımızla

Yerden yedi kat arsa kanatlandık o hızla...

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de

Hala o kızıl hatıra titre gözümüzde!

Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

Şair : Yahya Kemal Beyatlı

SABAH KEYFIM

 vahit

KIRK YILLIK MESLEK HAYATIM DA HER SABAH GÜLEN COCUK YÜZLERI DE BENIM SABAH KEYFIM OLMUSTUR BEN ÖGRENCILERIMIN YÜZÜNDE HEP GÜLÜCÜKLER OLMASINI DILIYORUM

HEPSININ DE INSANLARIN HAYATINA GÜLLER YERLESTIRMESI DILEGIYLE.....

 

GURBET

vahit

Dağda dolaşırken yakma kandili,

Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!

Ne söylemez, akan suların dili,

Sessizlik içinde çağlama gurbet!

Titrek parmağınla tutup tığını.

Alnıma işleme kırışığını

Duvarda, emerek mum ışığını,

Bir veremli rengi bağlama gurbet

Gül büyütenlere mahsus hevesle,

Renk dertlerimi gözümde besle!

Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,

İçimde dövünüp ağlama gurbet!..

Necip Fazıl Kısakürek

AKINCILAR

 vahit

 

 İşitiyordum o akıncıların

At nallarının seslerini

Duyuyordum yine zaferlerini

Bunun sonunda fethettikleri kaleleri

Duyuyordum o ezan seslerini

Görüyordum artık o namaz kılınan memleketleri

Gidiyordu akıncılar, tuna boyunca

Gitmeliydik zafere ve turana

Kuruyorduk artık o imparatorluğu

Yavuzun cenkte, at koşturuşu

Türklüğün, bu imparatorluğu kuruşu

Kılıçaslanları, karamuratları, tolgaları

Kazandırıyordu bu millete

Gitmeliydik, her zaman medeniyete

27 avril

SU GIBI AKTI ZAMAN

vahit 

 

Su gibi aktı zaman avuçlarından ama öyle deliydi ki damarında kanın

Zaman sana yetişemez sanırdın

Ne de olsa fişek gibi delikanlıydın

Geçebilir miydi önüne arzularının 24 saat, bir hafta, bir ay

Her gününü yaşadım sandığın yıllar

Geçemezdi seni yaşanmamış sevdalar

Hayatın kendine aitti

Tabi uyuyabilirdin sabahları

Onikilere kadar yattığın gaflet uykuları

Su gibi aktı avuçlarından o sabahlar

Ne de olsa önündeydi yaşanacak aylaar, yıllaar

Sığmadı kalbin o şehre Koca başkent sana dardı

Belki de uzaklarda bir sevdan vardı

Kalbin koşarken bir sevdanın peşinde

Bin sevdan kaldı ha yaşandı ha yaşanacak bir yerde

Delikanın yaya kaldı zaman akarken

Bir de baktın mazi olmuş yaşanacak yıllar

Halbuki ne zor gelmişti başta

Bir sevdadan kopmanın acısı sana

Şimdi bir küçük ilde pişman yüreğin

Yaşanmamış bin sevdayı arar da

Delikanlım aç gözünü bu sefer zaman avuçlarında kalmalı yaya! ...

26 avril

40 HADIS

(yükleme bittikten sonra mause yi video ekranına getiriniz otomatik start degildir)

yükleniyor_bekleyiniz

SAKARYA-N.FAZIL KISA KÜREK

(yükleme bittikten sonra mause yi video ekranına getiriniz otomatik start degildir)

yükleniyor_bekleyiniz

21 avril

ORMANLARIMIZI KORUYALIM-EVDE CIKAN YANGINLAR

vahit Orman yangınlarına ilişkin istatistlikler Orman Kanunu'nun kabul edildiği 1937'de başlıyor. O tarihten günümüze 74.294 orman yangını çıktı ve 1.630.046 hektar alan yandı. Sadece 2003 yılında 1978 yangın yaşadık ve 6246 hektar -Büyükada yüzölçümünün 12 katı- ormanlık alanımızı yitirdik. Image Hosted by ImageShack.us

vahit Okullarda çevre, trafik ve yangın eğitimi

YANGIN ÇIKTIĞI ZAMAN YAPILMASI GEREKENLER

1- Yangını ilk gören kişi ücretsiz 110 telefon hattını arayarak yangını İtfaiyeye ihbar eder.

2- İtfaiye hizmetlerinin ücretsiz olduğu unutulmamalı, ilk işlem itfaiyeyi yangından haberdar etmek olmalıdır

3- İtfaiye Teşkilatının soracağı; içeride mahsur kalan olup olmadığı, yanan şeyin katı, sıvı veya gaz mı olduğu, kaçıncı kat olduğu v.b. sorulara kısa ve açık cevaplar vermeye hazır olunmalıdır.

4- Yangının kendi söndürebileceğimiz boyutta olduğuna kani olduktan sonra ve kişisel korunma sağlanarak Taşınabilir Söndürme Cihazları ile yangını söndürme çalışması yapılmalıdır. Bu cihazlar evimizde (mutfak), arabamızda (torpido altı) ve işyerimizde (kaçış yolu üzerinde) bulundurulmalı ve kullanma tekniği herkese öğretilmelidir.

5- Yangından canlıları ve kıymetli eşyayı tahliye etme çalışması yapılmalıdır. Yangın için "bina boşaltma" önceden planlanmalı, yapılacak işlemler belirlenmeli, "alternatif kaçış güzergâhı" oluşturulmalıdır. Yangın yerinde mahsur kalan kimse olup/olmadığının yoklamasının da alınacağı Güvenli Toplanma Merkezleri belirlenmelidir.

14 avril

EGITIME DESTEK

VAHIT

EGITIME DESTEK EGITIME DESTEK

RESIMLERE TIKLA SENDE KATKIDA BULUN 

Eğitime katkıda bulunan yardımseverlere tanınan %5 lik vergi indirimi oranı %100'e çıkarıldı.

ÖGRETMENLER PORTALI HAYDI KIZLAR OKULA

DERS DESTEK
 

vahit erkmen

Occupation
Lieu